|
İlk Yardım Bilgileri |
|
(bu sayfalar da anlatılan konular okuyucuların bu konularda genel bilgi sahibi olmalarına yöneliktir.Bu sayfalardan edinilen bilgiler -hayat kurtarma ve müdahale yetkisi vermez.Acil durumlarda müdahale için, mutlaka bu konuda eğitim verme yetkisi olan bir kurumla irtibata geçiniz.)
Burun
kanaması deyip geçmeyin. Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır,
bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici bile olabilir. Uzmanlar
burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. 1. Ön burun
kanamaları: Burnun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran ya da
oturan kişide bir burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
2. Arka
kanama: Burun arkasından ve derinden olan kanamadır. Kanama genize doğrudur.
Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt
üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama
olabilecektir. Arka burun
kanamalarının tanınması çok önemlidir.Bu kanama tipi oldukça şiddetlidir
ve bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı
kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı
(tansiyon) olan kişiler ya da travma geçirmiş kişilerdir. Burun
kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır.
Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden
olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burunun orta bölmesine
parmak ucu ile sürmek yararlı olacaktır. Bu amaçla vaselin ve viks
faydalı ilaçlardır. Günde üç defa kullanılması önerilir ancak gece
yatmadan önce sürmek yeterlidir. Burun kanaması sık tekrarlıyorsa
doktorunuza görünmenin faydası vardır. Siz ya da çocuğunuzda
ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız. 1. Burnun uçtaki
yumuşak kısmını baş parmağınızla diğer iki parmağınız arasına
alınız. 2. Burnu
parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırınız. 3. Beş
dakika böyle bekleyiniz (Saat tutunuz). 4. Başınızı
kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturunuz ya da başınız
daha yukarıda uzanınız. 5. Burun ve
yanağınıza buz tatbik ediniz (Bir plastik torba içinde buz doldurarak). KANAMA
DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK 6. Sümkürmemeye
özen gösteriniz. 7. Yerden ağır
bir şey kaldırmak ya da buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. 8. Başınızı
mutlaka göğsünüzden daha yukarıda tutmaya çalışınız. TEKRAR KANAMA
OLURSA 9. Burun içindeki
tüm pıhtıları sümkürterek temizleyiniz. 10. 3, 4 defa
her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız (Otrivine,
Burnil, Faral v.b.). 11. Tekrar en
baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. 12.
Doktorunuzu arayınız.
DOKTORU NE
ZAMAN ARAYALIM YA DA ACİL SERVİSE BAŞVURALIM ! Eğer, kanama
durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa. Eğer, kanama
çok hızlı ve kan kaybı miktarı çok fazla ise. Eğer, kanama
nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa. Eğer,
kanamanız burun önüne kanamadan çok, boğaz arkasına doğru oluyorsa.
İLKYARDIMIN AMACI VE TEMEL KONULAR İlkyardım
uygulamalarının öncelik sırasıyla üç temel amacı vardır; 1-) Yaşamı
kurtarmak ve sürdürülmesini sağlamak 2-) Durumun kötüleşmesini
önlemek, 3-) Olanaklar
ölçüsünde iyileşmeyi kolaylaştırmak. Yaşamı
korumak ve sürdürülmesini sağlamak için ilkyardımcı; İlkyardımın
ABC sini uygular A-)Solunum
yolunu açar; B-) Solunumu
sağlar, C-) Dolaşımı
sağlar
Bir insanın
soluk yollarında bir tıkanma olması, kendiliğinden soluk alıp vermenin
bozulması, kalbinin durup damarlarındaki kan akışının kesilmesi
dakikalar içinde ölüme neden olacaktır. Bu nedenle, yaşamın devamın
sağlayacak bu üç girişim ilkyardımın ilk ve en önemli maddeleridir.
Bu nedenle ilkyardımın ABC si olarak adlandırılıdr. İlkyardımın
ikinci ve üçüncü amacına ulaşmak üzere ilkyardımcı; - Kanamayı
durdurur, - Gerekli
sargıları yapar, - Kırık ve
çıkıkları hareketsiz hale getirir, - Kazazedeyi
durumuna uygun pozisyona getirir. Ankara Tabip
Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından
Alınmışır.
Beyine
giden kan miktarının azalması sonucu, beş duyu organından gelen uyarılara
geçici olarak cevap verememe haline bilinç kaybı, ya da bayılma denir.
Bu durumdaki bir kişi, sözle ya da dokunarak kendisine ulaşmaya çalışan
ilkyardımcıya cevap veremez, ancak, ağrı yaratan bir uyarana refleks karşılık
verir. Basit bayılmalar
genellikle uzun süren açlıklar, ağır yorgunluk, uykusuzluk, ani korku
ya da acılar sonucu olarak ortaya çıkar. Bu durumdaki
bir kazazedeye ağızdan yiyecek, içecek verilmez, giysileri rahatlatılır,
ayakları yukarıya kaldırılır, kusma olabileceği için yan güvenli
pozisyonda tutulur. Kendine gelmeye başlayan kazazede hemen ayağa kaldırılıp,
yürümeye zorlanmamalıdır.
Boğaza
takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi
takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği
arasına vurularak yardım edilir.
Eklem
bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine burkulma denir. Ağrı,
hassasiyet, şişlik ve morluk görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve
benzer uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj uygulanarak şişlik
önlenmeye çalışılır. Zedeli eklem kullanılmadan ve hareket
ettirilmeden, mümkünse yukarıda tutularak taşınır.
Çocuklarda
görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı cismin
olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür.
Başarılı olunamazsa kişi nakledilir. Bir
eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde
bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde
izin vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da yırtarak
yerinden uzaklaşır. - Eklemin ve
vücut uzantısının görünümünde bozukluk - Ağrı
nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket - Hassasiyet
ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir. Çıkmış
bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden
yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir sıkışmalarına,
eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık çıkığın
tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın
görevi, yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık
eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı
uygulamaları yapılır Aşırı
soğuk ortamda uzun süre kalınması sonucu donma ortaya çıkar. Kazazede
halsiz, uykuludur. Donuk vücut bölümleri beyaz, sert, soğuktur. Henüz
donmamış kısımlar kızarık olabilir. Hareketleri ağır ve ağrılıdır.
Ciltte su dolu keseler görülebilir. Donmuş kısımlarda duyu kaybı vardır.
Karla ovuşturmak,
masaj yapmak, kumaş parçaları sürterek ısıtmaya çalışmak, sıcak
odaya ya da sıcak suya sokmak, bandaj yapmak, cilde ilaçlar sürmek, alkol
ya da sigara vermek sakıncalıdır. İlkyardımcı
önce kazazedenin ıslak giysilerini çıkartıp kurumasını sağlamalıdır.
Donmuş bölgeler temas, sürtünme, doğrudan ısıdan korunmalı, yüksekte
tutularak bir battaniye ile sarılmalıdır. Isıtma işlemi yavaş ve aşamalı
olarak yapılmalıdır. Ilık su bu amaçla kullanılabilir. Kazazedeye ılık
içecekler ve şekerli sıvı gıdalar verilebilir. Elektrik
çarpması evlerdeki pirizler-elektrikli aletlerden kaynaklanan elektrik kaçakları,
enerji iletim kablolarının kopması ya da direklere tırmanılması, yıldırım
düşmesi ile ortaya çıkabilir. Deri üzerinde
yanık, solunum ve dolaşım sisteminde bozukluk, bilinç kaybı sonucu düşme
ve buna bağlı kırıklar elektrik çarpmasının muhtemel sonuçlarıdır.
Elektrik çarpmasının damarlar üzerindeki etkisi, kalıcı, geç ortaya
çıkan sorunlar yaratabilir. Tellere asılı, ya da elektrik tellerine
temas halinde yerde yatarken bulunan kişide, elektrik çarpması düşünülmelidir.
Bazen kazazede bayılmadan önce kablodan ayrılmayı başarmış olabilir.
Kimi kısa süreli, düşük voltajlı elektrik çarpmalarında kazazedenin
bilinci açık olup, cilt üzerinde dahi hiç iz bulunamayabilir. İlkyardım Müdahalesi
Üç Aşamadan Oluşur: 1. Elektrik
akımı şalterden kesilmeli, bu yapılamıyorsa çıplak kablo ile
kazazedenin teması iletken olmayan bir cisim kullanılarak kesilmelidir. 2. Kaza ortamında
hemen ilkyardımın ABC si kontrol edilmeli ve sağlanmalı, bilinç kaybı
var ise koma pozisyonu verilmelidir. 3. Yanık
varsa bakımı yapılır, fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatılır,
kazazede ayağa kaldırılmadan nakli sağlanır. Düşmeye bağlı kırık
varsa tespit işleminden sonra nakil gerçekleştirilir. Doğuştan
ya da sonradan ortaya çıkabilen, bir grup beyin hücresinin düzensiz
emirler üreterek beyinin çalışmasını geçici olarak bozması ile oluşan
bir durumdur. Bilinç kaybı,
idrar kaçırma, çenenin kilitlenmesi, adalelerde kasılmalar görülür. Nöbet
sırasında solunumda bozularak ağızdan köpüklü tükürük akar. Kendiliğinden
düzelene kadar kişinin dilini ısırması ve başını bir yere çarpması
engellenir. Bu amaçla dişler arasına rulo yapılmış bir kumaş parçası
ya da mendil konur. Baş iki el ile kontrol altına alınır, altına yumuşak
destekler konur. Nöbetin sonlandığı görülünce hasta nakledilir Çocuklarda
ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda
bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva
işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.
Gözde yanma,
batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı
müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir.
İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan
sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını
beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının
kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı
cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir. Bir
tahrik olmaksınız saldırarak ısıran kedi ya da köpeğin kuduz olmasından
şüphe edilmelidir. Kuduz mikrobu ısırılmış bölgeden vücuda girer.
Isıran hayvanın gözlem altına alınması gerekir. Isırılma
halinde, ısırık yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yıkanır. Kazazede
yürütülmeden nakledilmelidir. İğnenin
girdiği yerde kızarıklık, ağrı, kaşıntı, şişme olabilir. İğne
hala ciltte ise düzgünce çıkarılır. İğne yerine buz koyarak soğutma
yapılır. Alerjisi olanlar, astımlılar, ağızdan sokulanlar, çok sayıda
arı tarafından sokulanların hemen nakli gerekir. Yılan
zehirlenmelerinde ısırık yerinde ağrı, şişlik, morluk, hassasiyet
vardır. Sokulan yer hareket ettirilmeden yıkanır. Isırılan yerin birkaç
cm yukarısına boğucu sargı uygulanır. Isırık yeri 0.5 cm kesilerek ve
elle sıvazlanarak zehrin kısmen çıkması sağlanır. Yaranın emilmesi
etkili değildir ve zararlı olabileceği için uygulanmamalıdır. Isırık
yerine buz uygulanabilir. Kişinin yatarak nakli sağlanır. Akrep sokmasında
yara yerinde ağrı ve uyuşukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan bölge
yıkanır, buzla soğutulur, sokulan kol veya bacakla vücut arasına boğucu
sargı uygulanılarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak
nakledilir.
Göğüs
ve karın boşluğunu ayıran solunumda rol alan diafram adlı adelenin düzensiz
kasılmasıyla ortaya çıkar peşpeşe ve uzun süre devam eden hıçkırık
solunumu aksatır ve kişiyi rahatsız eder. Soluğunu bir süre tutturmak
ya da su içirmek düzelmeyi sağlayabilir. Başarılı olmazsa bir torba
yada poşet içindeki hava kısa süre solunarak hıçkırık sonlandırılabilir. İç
kanamada ilkyardımcı kanamanın varlığını dışarıdan göremez. Büyük
kemik kırıkları, kafaya gelen darbeler, tüm vücudu etkileyen kazalarda,
dıştan izlenebilen kanama olsun ya da olmasın, iç kanamadan şüphe
edilmelidir. - Huzursuz
kazazede, görme - işitme
sorunlari, uyuklama hali - Soguk,
soluk, nemli cilt - Karinda
sertlik ve bastirmakla agri - Vücutta
yaygin siyrik, morluk, şişlikler - Halsizlik - Susuzluk
hissi - Sayisi
artmiş ancak zayif solunum ve nabiz varsa iç kanama düşünülmelidir. Iç Kanama Düşünülen
Kazazede Için Yapilacaklar: 1. Şok ile mücadele
et (ayaklari yüksek olarak yatir, isit) 2. Hizli
naklet Kazazedeler
arasında isen önce kendini değerlendir. - Sakin ol. - Kendi vücudunu
kontrol et. - Gerekiyorsa
kendine ilkyardım uygula.Ortamı değerlendir. - Devam eden
riskleri ortadan kaldır.Kendini tanıt, etraftakileri sakinleştir. - Sağlam kişileri
yardım ve güvenlik için organize et.Kazazedeleri değerlendir. - Tüm
kazazedeleri hızla kontrol et - Öncelikli
olanları belirle öncelikli kazazede ile işbirliği sağla. - Kazazede
ile tanış, güven ver, sakinleştir. ve rahatlat - Yatmasını
ya da oturmasını sağla, gereksiz hareket ettirme.Gereken ilkyardım müdahalelerini
yap. - ABC yi sağla
- Kanamayı
durdur, kırık veya çıkıklı bölgeyi hareketsizleştir, sargıları
yap, pozisyon ver.Koru ve Naklet - Kazazedenin
ısı kaybetmesini önle, kımıldatma, yedirme, içirme, yanında git, sağlıkçılara
bilgi ver - Eğitilenlerin
çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı
kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir. İLK
YARDIMCIDA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER İyi
bir ilkyardımcı: - Oturduğu
ve çalıştığı yerleşim biriminin coğrafi özelliklerini, ulaşım
olanaklarını, sağlık kuruluşlarının yerlerini, özelliklerini, uzaklıklarını
bilir. - Yaşadığı
ülkenin sağlık ve idari mevzuatına yabancı değildir, toplumsal ve
bireysel sağlık sorunlarına duyarlıdır. Temel sağlık ve insan vücudu
bilgisine sahiptir. - Birey
olarak kendisini sağlıklı, zinde tutmaya çalışır. Düzenli spor
yapar, düzenli sağlık kontrolünden geçer, madde bağımlılığı gibi
zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Dengeli beslenmeye gayret eder.
Kendi vücudunun kapasitesini bilir, uygulayacağı ilkyardım tekniğini
gereğinde buna göre seçer. - İşyerinin
fiziksel özelliklerini, özellikle acil çıkışı, yangın hortumu vb.
yerleri önceden bilir. Kurumundaki idareciye, şoföre, varsa sağlıkçıya,
en çabuk nasıl ulaşacağını bilir. İşyerinde ve çevrede
gerekebilecek telefon numaralarını yanında taşır. - Sakin,
pratik, dengeli, olgun, yardımsever, girişken bir kişi olarak tanınır. - Bir kaza anında,
aldığı eğitim nedeniyle kendisi ve ortamdakilere yardımcı olabilecek
bir kişi olduğunun bilinci ve güveni ile paniğe kapılmaz, düşünerek
davranır. - Davranışları
hızlı ancak bilinçli, sıralı ve ölçülüdür. - Bir
kahraman değil ilkyardımcı olduğunu bilir, kendisini asla tehlikeye
atmaz. - Bilgisinin
olmadığını düşündüğü durumlarda bir şey yapmaz, yardım çağırır.
- Bir sağlıkçının
yardıma gelmesiyle, ona bilgi verip onun yardımcısı durumuna geçer.
Bilgi ve yetki sınırlarını bilir. - Üzerinde
girişimde bulunacağı kişi ya da yakınının onayını aldıktan sonra müdahalesini
yapar. Gereğinde çevredekileri de örgütleyerek çalışır. - Güvenli ve
kararlı bir konuşma tarzı vardır. Kullanacağı ses tonu ve kelimeleri
iyi seçer. Sürtüşmeye meydan vermez. - İlkyardım
bilgisi içinde yapılması gereken ve yapılmaması gerekenler olduğunu
bilir. Yararlı olmak kadar zarar vermemeye de çalışır. Duyguları ve
ortam etkisiyle değil, bilgileri ile tarafsız bir değerlendirme yaparak
karşısındakinin ilkyardım girişimlerine gerçekten gereksinimi olup
olmadığını belirler. - Uygun
ilkyardım uygulamasını doğru yere, yeterli sayı ve şiddette, yeterli süre
uygular. Her uygulamadan sonra yaptığının doğru ve yeterli olduğunu
kontrol eder. Eksik ya da yanlıştan dönmeyi bilir. - Edindiği
bilgi ve becerilerin bir süre sonra unutulacağını, bazılarında değişiklikler
olabileceğini bilir. Unutmamak için becerilerini kendisi ve yakınları üzerinde
zaman zaman dener. İşyeri hekimi, sağlıkçı, ilkyardım eğiticisi ile
gerektikçe ilişki kurar. Belli aralıklarla eğitimini tazelemek için
isteklidir. Çevresindeki olayları yakınındaki ilkyardımcı ve sağlıkçılarla
tartışır. Şiddetli
göğüs ağrısına şok belirtileri eklenen bir kişinin kalp krizi geçiriyor
olabileceği düşünülmeli, sakinleştirilmeli, oturtulmalı ve
nakledilmelidir. Kanın,
normal olarak içinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına
kanama denir. Nedeni ve
yeri ne olursa olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta
ölüme yol açar. Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan
kaynaklanır. Kanama kontrolü bir ilkyardımcının en çok gereksinim
duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir. Kanamaları
zedelenmiş damar çeşidine göre üçe ayırabiliriz; 1. Kılcal
damar kanamaları: Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır.
Çok ince olup içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme,
kesilmelerinde ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir kesi
ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. Hemen her zaman, dış müdahale
olmasa bile, kendiliğinden sona erer. Hayati tehlike yaratmaz. 2.
Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan,
düşük basınçlı kan akımı olan damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel
toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir.
Toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli, taşma tarzında kan
kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan baskı uygulayarak kontrol altına
alınabilir. Genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz. 3. Atardamar
kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan kanı hücrelere
ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan damarlardır.
Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımına
uyumlu şekilde fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması
daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır. Kanamaları
konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak mümkündür. Kanın kaçışının
gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. İç organlara ait
damarlar, ya da vücut içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik
damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle parçalanmasıyla
ortaya çıkan kan kaçışı dışardan görülmez. Bunlar, iç kanama
olarak adlandırılır. Kanayan damarın vücudun iç organlarında olduğu
kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.
Kanamada
ilkyardımcının amacı, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra
da, kan hacmi azaldığı için şoka karşı önlem almaktır. Kanamaya müdahalede
en basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak
uygulaması daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra izlenir.
Değişik yöntemlerle damarı sıkıştıran, içinden kan geçmesi ve dışarıya
kaçmasını önleyen ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam
pıhtı oluşuna kadar uygulamasını sürdürmelidir. Kanamayı
durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla; 1. Kanayan
yer üzerine doğrudan baskı yapmak, 2. Kanayan
damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel noktalara baskı yapmak, 3. İlk iki yöntemle
kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı yapmaktır. Ufak bir
keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp üzerine birkaç dakika bastırılması
yeterli olacaktır. Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir. Daha büyük
bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya da parmaklarla yapılacak
baskı ile kanama durdurulduktan sonra, yeniden açılmayı önlemek için
rulo, ya da, bohça haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı
bandaj yapılması uygun olur. Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve
kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını
kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan bandaj sökülmez, üstten yenilenir. Doğrudan
baskı ile kontrol edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine
uygun bir noktadan, baş parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı
getiren atardamarı sıkıştırır. Ancak uygun baskı noktaları bu konuda
beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır. Organ kopması
birden fazla atardamar kanamasına yanı anda baskı uygulayamayacak tek
ilkyardımcı olması, kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının
uzun sürecek yol boyunca baskı yapacak gücü olmaması durumunda, son çare
olarak, boğucu sargı-turnike uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da
diz-kalça arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının
tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden olabileceği için
istenmeyen bir uygulamadır.
Her yüz
kanamalı olaydan doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri kalan on
olayın dokuzunun özel noktalara baskı ile kontrol altına alınabileceği,
turnike-boğucu sargının çok az başvurulacak yöntemler olduğu
unutulmamalıdır. Yüksekten
düşen, üzerine bir cisim düşen, trafik kazası geçiren kazazedelerde kırık,
çıkık ve burkulmalara sıklıkla rastlanır. Kırıklar, büyük kemik kırıklarında
görülebilen iç kanamalar dışında, hayatı doğrudan tehdit etmeyen
olaylardır. Bununla birlikte, hatalı yaklaşımlar sonucu bir boyun ya da
omurga kırığı olan kazazede felç kalabilir, kol yada bacak kemiği kırık
bir kazazedede kol ve bacak damarları ve sinirleri kesilip durum ağırlaşabilir,
yerine takma çabası içine girilen omuz çıkığı ameliyatla dahi düzelemeyecek
hale gelebilir. Kırık, çıkık,
burkulma gibi kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilkyardımcının temel
hedefi, sorunlu vücut uzantısı ya da bölümünü hareketsiz hale
getirerek, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek, ağrısız ve güvenli
bir şekilde naklini sağlamaktır. Kemik bütünlüğünün
çarpma ya da düşme sonucu ortadan kalkmasına kırık denir. Kırık
kemik parçaları cildi delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık,
cilt sağlam ise kapalı kırık olarak tanımlanır. Aşağıdaki
maddelerin birkaçının varlığında kırıktan şüphelenmek gerekir. - Düşme, üzerine
düşme, çarpma tarif edilmesi - Sorunlu bölgede
hareketle ya da temasla çok şiddetlenen ağrı - İlgili vücut
bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin kaybolması - Kırılma sırası
ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin duyulmuş olması - Kırık bölgesinde
şişlik, morarma , - Kol ya da
bacakta kısalma - Eklem
olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma olması - Deriyi parçalamış
kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi - Hareket kısıtlılığı
ya da hiç hareket ettirememe - İlgili bölgede
hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma - Dolaşımda
aksama sonucu soğuma Kırığı
olan, ya da kırık şüpheli kazazedeye ilkyardım uygularken, aşağıdaki
ilkelere uymak gerekir: - Kırık
olmadığına kanaat getirilmiş bir kazazede kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır.
Kırık bölgenin hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı
etrafındaki bir damar ya da siniri kesebilir, kas dokusunu zedeleyebilir. - Kazazedenin
oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmez, kırık şüpheli
bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz. - Kaza ortamında
hayatı tehdit eden bir zararlı etkenin bulunmadığı her durumda kırığa
müdahale bulunduğu ortamda yapılır. - Kırık açık
kırık şeklinde ve kopuk kemik parçaları görünüyorsa parçalara
dokunulmaz. - Kırıklı
uzvun bileğinden nabız ve bölgede kanama olup olmadığı kontrol
edilmelidir. - Açık kırıklarda
görünen kemik parçasını içeri sokmaya, kemik uçlarım birleştirmeye,
kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir. - Kırıkla
beraber kanama-şok belirtileri varsa öncelikle bunlara müdahale edilir. - Boyun kırıklarında
hatalı taşıma ve gereksiz hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta
felçle sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve hareketsizleştirme hayati
önem taşır. - Başa gelen
darbeden sonra burun ve kulaktan su gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma,
uyku hali, nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük
farkı, püskürür tarz kusma, kafa kemiklerinde çökme şeklinde şekil
bozukluğu varsa; kafatasında kırıkla beraber beyinde de sıkıntı var
denektir. Acilen kazazedenin nakli gerekir. - Sorunlu bölgenin
hareketsizleştirilmesi, yani tespit edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının
çevre dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların birbirinden ayrılması
ya da deriden dışarı çıkmasına engel olacaktır. Böylece iyileşme de
daha kolay olacaktır. - Tespit işlemi,
kırık kemikleri ilgilendiren iki eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla
hareketsiz hale getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart malzemenin
bulunmadığı yerlerde ilkyardımcı pratik çözümler aramalıdır. Bir
dal parçası, katlanmış gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye
atelle tespitte, kazak-ceket gömlek vb. eşyalar askı ile tespitte, kemer,
kravat, gömlek kolu gibi eşyalar sargı olarak kullanılabilir. Hiçbir
malzeme bulunamaz ise kazazedenin sağlam bacağı kırık bacağa atel
olabilir Bilinç
kaybının en ileri durumu komadır. Sözlü uyaranlara ek olarak, komadaki
kişi ağrılı uyarılara da cevap vermez. Kolunun kuvvetli bir şeklide
cimdiklenmesine, hatta cildine batırılacak bir iğneye hiçbir tepki
vermez. Beyin hücreleri canlılığını hala koruyor olmakla beraber, hiçbir
uyarıya cevap çıkartamayacak ölçüde sıkıntıdadır. Koma
Nedenleri: - Ağır kafa
darbeleri (kafada darbe izleri, nedensiz püskürür tarz kusma) - Beyin
kanamaları ve inme (cebinden tansiyon ilacı çıkabilir, yüz ve vücut
simetrisi bozuktur) - Beyin tümörleri
(düzensiz, şiddetli baş ağrıları ve çeşitli belirtiler) - Beyin zarının
iltihabi hastalıkları (yüksek ateş, ciltte döküntüler) - İlaç
zehirlenmesi (etrafta boş ilaç şişesi ya da enjektör, kusmukta ilaç) - Aşırı
alkol alımı (nefesinde alkol kokusu) - Karaciğer
yetmezliği (ince, bitkin bir vücut, bazen şişmiş bir karın) - Üre
birikimi (cilt renginde değişiklik, zihinsel sorunlar, halsizlik) - Şeker
hastalığı (nefesi meyva kokar, kalp hızlı, cilt kuru ve sıcaktır, karın
ağrısı kusma) Komadaki
kazazedenin özellikleri: - Yardım
isteyemez, kolayca zarar görebilir - Dikkatli
incelenmezse öldüğü sanılabilir - Solunum ve
dolaşımın bozulma riski vardır - Soluk yolu
her an tıkanabilir - Her an
kusabilir - Göz kapağı
refleksi bozulmuştur - Öğürme
ve öksürük refleksi çalışmayabilir Komadaki
kazazedeye müdahale ABC ile başlar. Solunum ve dolaşım normal ise koma
pozisyonunda (yan güvenli pozisyon) tutulur ve nakledilir. Nedene uygun müdahalelerle
yaşamı kurtulup, zaman içinde tamamen normale de dönebilir. Kulağa
nohut, mercimek gibi gıdalar, boncuk tanesi, böcek ya da bitki parçaları
kaza ile kaçabilir. Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok rahatsızlık
verir. Su ile şişen tahıllar ve kuru baklagillerin çıkarılması çok
zorlaşır. Bazen kulağı temizlemekte kullanılan pamuk, çöpler kulakta
kalabilir. Kulaktaki
yabancı cisimleri çıkartmak için sivri, uzun cisimler sokmak doğru değildir.
Kulak yere bakar durumda iken kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya
büyükte geriye ve yukarıya çekilerek cisim çıkarılır. Böcekler
ışık tutularak dışarıya çıkarılabilir. Başarı olunamazsa kişi
nakledilir. Parmak,
el, kol, ayak, bacak, penis, kulak, burun gibi vücut uzantılarının vücutla
olan bütünlüğünün bozulmasına, organ kopması denir. Bütünlüğün
bir kısım dokularla devam ettiği hallere kopma değil, kesi demek doğru
olur. Organ kopmasına
müdahale edilmezse; 1. Kanama
nedeniyle kazazedenin yaşamı tehlikeye girer 2. Organın
kaybı fiziksel görünüm bozukluğu, işlev kaybı ve ruhsal sorunlar
yaratır. Kasıt, ya da
kaza sonucu ortaya çıkacak organ kopmasına ilkyardımcının müdahalesi
iki yönlü ve hızlı olmalıdır. Kanama kontrolü kadar, nakil ve ulaşılacak
merkezin bilgilendirilmesi de önemlidir. Diğer ilkyardım uygulamalarından
farklı olarak, organ kopmasında, kazazede ve kopmuş organın ulaştırılacağı
sağlık merkezinin damar- sinir cerrahisi yapılabilecek nitelikte olması
gerekmektedir. Soğuk ortamda taşınan kopmuş organ canlılığını daha
uzun süre koruyacak, birleştirme sonrası, işlev de daha iyi korunacaktır.
Organ kopmasında
ilkyardım uygulamaları öncelikle ABC kontrolü ile başlar. Daha sonra
kazazede yatar pozisyona getirilir., bilinci açıksa sırtüstü, kapalı
ise yan güvenli pozisyonda tutulur. Kopma, eğer
tek tek kemikli bölgelerin uzağında meydana gelmiş ise kolun ve bacağın
vücuda yakın kısımlarından turnike uygulanır. Daha sonra kopan organ
temiz, su geçirmez plastik bir torba ya da kaba konulup ağzı kapatılır.
Daha sonra bu torba veya buz dolu bir kap ya da torbaya konur. Kazazede ve
kopan organ aynı araçla nakledilir.
Güneşte
fazla kalma sonucu ortaya çıkar. Güneş çarpması olarak da bilinir.
Kazazede aşırı terlemektedir ya da terlemiştir. Vücut sıcaklığı 40
derece ya da üzerinde olabilir. Nabız hızlı, bilinç bulanıktır. Aşırı
susuzluk hissi, halsizlik ve ağrılar vardır. Bilinç kapalı
ise; Kazazede gölge,
serin bir yere taşınır. ABC kontrol
edilir, serinletilir. Bilinç açık
ise Kazazede
serin bir yere taşınır, yarı oturur pozisyon verilir. Su serpme, ıslak
havlu ve hava akımı kullanılarak (yelpaze, vantilatör vb.) serinletilir,
su ve alkolsüz içecekler verilir. Fazla
giysileri çıkarılır. Değişik
nedenlerle kalbin pompalama etkinliğinin zayıflaması, ya da, damarlarda
pompalanacak yeterli kan olmaması halinde, ciltte, bilinçte ve kaslarda
ortaya çıkan ilerleyici nitelikte belirtilerin tümüne şok denir. Müdahale
edilmezse, belirtiler ilerler, kişi ölebilir. Aşırı
kanamalar, ishal, yanıklar, kusma, kalp krizi, aşırı korku ve heyecan,
allerjik olaylar, aşırı ağrılı olaylar şok nedeni olabilir. Şok
belirtileri: - Soğuk,
soluk, nemli deri - Eller ve
ayaklarda soğuma, his kaybı - Nabız sayısında
artma, nabızın zayıflaması - Solunumun
sayıca artması, ancak yüzeyselleşmesi - Göz
kararması, halsizlik - Bulantı,
kusma - Huzursuzluk
- Aşırı
susuzluk hissi, ağızın kurumasıdır. Başlangıçta
açık ya da bulanık olabilen bilinç, zamanla kapanabilir. Şokla mücadelede
temel ilke, kan kaybı varsa daha fazla kaybın önlenmesi, mevcut kanın
daha hayati organlarca kullanılması için uygun pozisyon verilmesidir. Şok
pozisyonu için kazazede, bilinci açıksa sırtüstü, bilinci kapalı ise,
yan güvenli pozisyonda yatırılır. Daha sonra ayakları 30 cm yukarı
kaldırılır. Üzeri battaniye ile örtülür ve 112 ye haber verilir. Havuz
ya da denizde çırpınmakta olan kişiye suda kurtarmaalmamış kişilerin,
yüzme bilseler dahi yaklaşmaması gerekir. Bir tekne ile
yaklaşmak mümkün değil ise, ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası,
çırpınan kişiye yardım amacı ile atılabilir. Uzun bir sırık
ya da ip ile kişiye ulaşmak denenebilir. Bunlar yapılamıyorsa, çırpınmaların
bitmesi beklenir . Tekneye ya da
sahile çıkarılan kazazedenin ABC’si kontrol edilir. Normal
solunum ve dolaşım sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon
verilir. Üzeri örtülerek
nakledilir. Bir
kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin
yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da kazazedenin
durumunun kötüleşmesini önlemek için, ilaç kullanılmadan yapılan
uygulamalara ilkyardım denir. Belirli bir eğitim
almış ve insan vücuduna müdahale etme alanında yasalarla
yetkilendirilmiş kişilerce yapılan, ilaçlı müdahalelere acil tedavi
denir ve ilkyardım kavramı ile karıştırılmamalıdır. İlkyardım eğitimi
almış olmak bir kişiyi sağlık personeli yapmaz. İlkyardım
bir kaza anında ya da hayatı tehlikeye düşüren durumlarda uygulanır.
Bu durumlarda nasıl davranılması gerektiği sade vatandaşlar bir yana,
ülkemizde itfaiye, sivil savunma, emniyet, eğitim, ulaşım, sanayi
alanlarında profesyonel olarak çalışan insanlarca dahi yeterince
bilinmemektedir. Az sayıda insanımızın katıldığı ilkyardım kursları
ise nitelik olarak çoğu kez yetersiz kalmaktadır. Sürücü kursları, görsel
ve yazılı basın aracılığıyla geniş kesimlere ulaşan ilkyardıma ilişkin
çeşitli mesajlar ise anlamlı yararlar sağlamak bir yana pek çok traji-komik
örnek olaylarla sonuçlanmaktadır. İlkyardım
bilgisi açığımızın büyüklüğüne paralel bir özelliğimiz de,
ilkyardım gerektirecek olayların sıklığıdır. Yetersiz altyapı, eğitimsiz
insan gücü, kurumsallaşma bozuklukları, idari ve kişisel sorumsuzluklar
işyerlerinde, trafikte ve evlerde sık rastladığımız sakatlanma,
yaralanma hatta ölümle sonuçlanan kazalara neden olmaktadır. Bireysel ve
toplumsal zararları en aza indirmek dışında sosyal bir varlık olmanın
bir gereği olarak, ilkyardım eğitimi almak ve uygulamak özel bir anlam
ve önem taşımaktadır. Doğru
ilkyardım eğitimi belli özelliklere sahiptir: - Eğitim
verecek kişiler ilkyardım bilgi ve becerisi dışında, eğiticilik yönünden
de nitelikli olmalıdır. - Eğitilenler
öncelikli olarak, ilkyardım bilgisinin gerçekten gerekli olacağı
ortamlarda çalışanlardan seçilmeli, bu özelliklerinin farkında ve öğrenmeye
istekli olmalıdır. - Eğitilen
grupları 10-12 kişiyi geçmemeli, birbirine yakın eğitim düzeyinde
olmalı, eğitim mekanı sağlıklı, yeterli olmalıdır. - Eğitimde
erişkin eğitimi ilkeleri gözetilmeli, eğitilenin her aşamaya katılımı
sağlanmalıdır. - Eğitim
malzemeleri, manken, maketler, afişler, slayt, tepegöz, film kasetleri
gibi desteklerle zenginleşen konu aktarımlarından sonra, tüm beceriler tüm
eğitilenlerce doğru uygulanana dek tekrarlanmalıdır. - Eğitimden
önce bir ön değerlendirme, kurs sonunda uygulamalar ve teorik test içeren
bir son değerlendirme mutlaka yapılmalı, başarılı olanlar
belgelendirilmelidir. - Eğitilenlerin
çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı
kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir. Yutulan
cisim küçük, düzgün kenarlı ise kendiliğinden çıkacaktır. Müdahale
gereksizdir. Sivri, uzun, batıcı, kesici cisimler yatılmış ise acilen
nakledilir. Doğrudan
ateş ya da yüksek ısı veren fiziksel kimyasal etkenlerle karşılaşma
sonucu yanıklar oluşur. Bu etkenler ateş, elektrik, güneş, sıcak su ya
da yağ, kimyasal maddeler, sıcak metal cisimler olabilir. Yanık cilt, açık
yara gibi değerlendirilmelidir. Vücut bu kısımdan su kaybeder ve açık
yara gibi mikroplanmaya açıktır. Toplam vücut yüzeyinin %20 sinden
fazlasını etkileyen yanıklar yaşamsal tehlike doğurur. Yanıklar,
ortaya çıkan tahribata göre derecelendirilir. 1. Derece Yanıklar
En çok güneşte
fazla kalma nedeniyle olur. Cildin kızarması
ve şiddetli ağrı ile tanınır. Kendiliğinden
iyileşip, cilt normal görünümünü alabilir. Elbisesi tutuşan
kişi yere yatıp kendi etrafında dönmelidir 2. Derece Yanıklar
Kızarıklığa
ek olarak su dolu keseciklerin görünmesi ile tanınır. En sık sıcak
sıvılar ile olur.Ağrılı ve ciddi yanıklardır. Su keselerini
patlatmak sakıncalıdır. Doğru bakım
yapılmaz ise iz kalır. Mikrop üremesine açıktır. 3. Derece Yanıklar
Cildin tamamı
etkilenmiştir. Ağrı azdır. Hayati tehlike yaratacak sıvı kayıpları
ve iltihaplanmalar mümkündür. Yanıklarda
ilkyardımcının ilk amacı, yanığa neden olan madde ya da kaynağın
uzaklaştırılmasıdır. Tutuşmuş
kazazedenin kaçması önlenir. Üzerine bir örtü atılarak ya da
yuvarlanarak söndürülür. Yanıklı
kazazede soyulurken cilt de soyulabileceğinden elbiseler kesilerek çıkartılır.
Tüm yanıklarda
ilk yapılacak işlem, yanık bölgenin ağrı geçene ve sonra 10 dakika
kadar soğuk suda tutulmasıdır. Yaralının
üzerinde yüzük, bilezik, saat, künye varsa çıkarılır. Yanık bölge
üzeri ıslak, temiz bir bezle örtülür. Bu nitelikte
malzeme yoksa açık bırakılır. Bilinç açık
ise ağızdan sulu gıdalar ve su verilir. Şoka karşı uygun pozisyonda
tutulur. İkinci ve
üçüncü derece yanıklar var ise kişi nakledilir. Genellikle
iltihabi hastalıklar arasında yükselen ateşe bağlı olarak küçük çocuklarda
ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin yüksek ısıda normal çalışmayıp
kontrolsüz emiriler iletmesi sonucu bilinç kapanıp, titreme-kasılmalar
ortaya çıkar. Çocuğun üzerinin soyulması, ıslak havlularla
serinletilmesi ya da yıkanması yoluyla ateşi düşürülerek havale
durdurulabilir. Doktorların
kulaktan çıkardığı maddelerin çeşitliliği şaşırtıcıdır.
Bilyeler, minik oyuncaklar, takılar, böcekler, tohumlar, kağıt parçaları,
plastik parçaları, kulak tıpaları, Kulağın yapısı karmaşık olduğu
için,içine kaçan cisimlerin çıkması oldukça güçtür. Belirtiler - Kulak ağrısı.
- işitme
kaybı. - Kulakta
yabancı bir madde olduğu hissi. Teşhis Kulağınıza
birşey kaçtığında, genellikle bunun farkına varırsınız. Kulağınızda
ağrı ya da dolgunluk hissi olur ve işitmeniz azalabilir. Bu durum çocuklarda
olduğunda teşhis etmek biraz daha zor olabilir. Çocuğa kulağının ağrıyıp
ağrımadığını ve küçük bir şeyle oynayıp oynamadığını sorun.
Kulağında yabancı bir madde olup olmadığına bakın. Eğer bir şey görürseniz,kesinlikle
çıkarmayı denemeyin; çocuğun oldukça hassas olan dokularına zarar
verebilir ya da yabancı maddeyi daha derine itebilirsiniz. Tedavi için
doktorunuza ya da bir hastane acil servisine başvurun. Yabancı
maddeler ekseriyetle çok uzun süren problem yaratmaz. Ancak eğer madde
kulak zarına itilmişse, zar yırtılabilir ve orta kulak zedelenebilir. Bu
tehlikeli durum yaratabilir. Tedavi Doktor kulağı
muayene eder. Bu muayene kulak kanalının tümünün bir aletle gözden geçirilmesi
şeklinde olabilir. Daha sonra içerdeki madde ufak bir aletle alıp çıkarılır.
Bu iş için timsah çenesine benzer bir alet (alligatör forseps) kullanılır.
Yavaş emme metodu veya kulağı sıvıyla doldurup maddeyi dışarı suyla
atmak yolu da uygulanabilir. Eğer madde hala canlı olan bir böcekse,
madeni yağ damlatılarak böcek hareketsiz hale getirilebilir. Bu bir
doktora gidene kadar duyulan rahatsızlığı azaltabilir. Zehirlenmeleri
oluşturan faktörlerin arasında kazalar, bilgisiz intihar girişimleri ve
zehirle öldürme olayları gelmektedir. Endüstri alanındaki zehirlenmeler
genellikle kronik zehirlenmelerdir ve meslek hastalıklarından sayılmaktadır.
Zehirlenme vakalarının başında uyku ilaçlarının oluşturduğu
zehirlenmeler gelir. Bunu karbon monoksit zehirlenmeleri izler. Zehirlenme
belirtileri birçok hastalıklarda olduğu gibi kusma, ishal, baygınlık ve
adale krampları halinde ortaya çıktığından zehirlenme cinsinin
saptanması pek kolay olmaz. Zehirlenme vakalarında acele müdahale
gerekir, aksi halde hastanın kurtarılması olasılığı azalır. Zehirlenmeye
neden olan maddeler şöyle sıralanabilir: Alkol Belirtiler:
Konuşma güçlüğü, baş dönmesi, bilinç kaybı. Tedavi: Mide
yıkanması, kan dolaşımını arttırıcı kafein gibi maddelerin
verilmesi, yapay solunum. Arsenik Belirtiler:
Titreme, kramp, bilinç kaybı, sancı, kusma ve ishal. Tedavi:
Hayvansal kömür, acı tuz, mide yıkanması. Asitler Belirtiler:
Parşömen kağıdım andıran asit kabukları oluşur ve bu kabukların
kendilerine özgü renkleri vardır. Sülfirik
asit: Önce beyaz, sonra siyah. Azot asit:
Sarı. Tuzruhu
(kezzap): Beyaz. Pikrin asiti:
Kirli kahverengi. Eter kireci:
Beyaz halkayla çevreli urlar. Karbolik
asit: Beyaz, sonra kahverengi, yüzeysel kabuk oluşumu. Lizol: Yüzeysel
kahverengi kabuk oluşumu. Asit oksalat Belirtiler:
Kanlı kusmuk, nabız yavaşlaması, solunum güçlüğü, vücutta şişme.
Tedavi:Bol
miktarda yumurta akı karıştırılmış süt. Atropin Belirtiler :
DEride kızarma, ağız kuruluğu, göz sulanması, ateş, gözbebeğinin büyümesi,
bilinç kaybı. Tedavi:
Hayvansal kömür, yatak dinlenmesi, soğuğa yakın ılık banyo. Benzol Belirtiler:
Baş ağrısı, baş dönmesi, adalet krampları. Tedavi: Temiz
hava, mide yıkanması, hayvansal kömür. Cıva Belirtiler:
Kanlı kusmuk, karın ağrısı, ishal. Tedavi: Bol
miktarda az yağlı süt ve yumurta akı, midenin yıkanması. Dijital Belirtiler:
İştahsızlık, bulantı, kusma, nabız yavaşlaması, kalp atımında düzensizlik.
Tedavi:İlacın
hemen kesilmesi, karşıt madde olarak atropin verilmesi. Fenol Belirtiler:
Baş dönmesi, kulak çınlaması, terleme, salya salgısı. Tedavi:Zeytinyağı
ve yumurta akı içirilmesi, mide yıkan. ması. Fosfor bileşikleri
Belirtiler:
Bulantı, salya salgısı, ishal, karın ağrısı, solunum güçlüğü,
adale krampları ve gözbebeklerindeki belirgin değişim. Tedavi:
Oksijen verilmesi, midenin yıkanması. Gıda
maddeleri Belirtiler:
Kusma, mide ağrısı, ishal, halsizlik, terleme, bilinç kaybı, heyecan. Tedavi:İlik
tuzlu su vererek kusturma, mide yıkama, hay. vansal kömür, iki yemek kaşığı
tuz eritilmiş su, gerekirse lavman ve yapa~r solunum. Karbon
monoksit Belirtiler:
Baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi, bilinç kaybı, kramplar,
yüz kızarması, uyku hali. Tedavi: Açık
hava, yapay solunum, uyutmama, birkaç kaşık kuru kahve. Mantarlar Belirtiler:
Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, bunalma ve baldır krampları. Tedavi:
Hayvansal kömür, tavşan beyninin ya da midesinin çiğ olarak
yedirilmesi. Siyanür Belirtiler:
Solunum güçlüğü, kramplar, kalp çarpıntısı. Tedavi: Yalnızca
doktor tarafından uygulanır. Talyum Belirtiler:
Baldır ağrıları, yarı felç, kusma, uykusuzluk, zehirlenmenin üçüncü
haftasında tüm saçların dökülmesi. Tedavi:
Hayvansal kömür, süt, kimyasal tuz, kireç. Uyku ilacı Belirtiler:
Baygınlık, uyku hali, bilinç kaybı, vücut ısısında azalma, solunum
önceleri hızlı, sonra yavaş ve düzensiz, adale krampları. Tedavi:
Midenin yıkanması, damardan serum.
|